Yâ Hazret-i Âşık-ı Sâdık

   Bugüne dek size hiç aşka âşık olmuş birinden söz eden oldu mu?
   Şimdi size aşk olsun deyip aşka âşık olan, aşk olmadan olamayacağını defaatle dile getiren, hatta aşksız nefes alamayacağını söyleyen birisi vardır desek inanır mısınız?
   Bu yolda can vermek için mum huzurunda pervaneden farkı kalmayan, aşkın bütün hicranını daima aşk ile kucaklayan; aşkı, şiirine ruh verdiği için değil, bizzat kendi ruhuna şi’riyet verdiği için isteyen; onu aklının ve varlığının gerçek gayesi kabul eden bir âşık desek… Hayatın bütün anlamını, rengini, ışığını aşkta bulan bir âşık… Onu mücerret bir kavram olmaktan çıkarıp âdeta ete kemiğe büründürerek bir heykel-i nuranî misali görücüye çıkaran, bütün zamanların en hicranlı aşkına talip olmakla o aşkı bütün zamanların en muteber aşkı yapan bir âşık…
   Şark’ın aşk ve şiir bitiren coğrafyasında yegâne-i devran olarak yaşamış ve henüz bir misli daha cihana gelmemiş bu lâtif ruh, bu üstad-ı a’zam, bütün hayat ve aşk tecrübelerinden sonra,
 
Aşk derdinin devâsı kabil-i dermân değil
Terk-i can derler bu derdin muteber dermânına
diyen bir cevherdir.
Aşkı yüzünden muhteşem bir dilenci gibi yaşayıp düşkün bir sultan gibi hissettiğini,
 
Fakîr-i pâdişeh-âsâ, gedâ-yı muhteşemem
diye terennüm eden ve Türkçe’ye kölelik ruhuyla hizmet eden bu bilinçli işçi
 
Sevdiğim kim kurtarır zincir-i zülfünden beni
Görmemek yeğdir görüp divâne olmaktan seni
derken de,
Beni candan usandırdı, cefâdan yâr usanmaz mı
şeklinde sorarken de, hatta
Ne yanar kimse bana âteş-i dilden özge
Ne açar kimse kapım bâd-ı sabâdan gayrı
diye şikâyetlerde bulunurken de Türkçe’yi bestelerle sarıp nağmelerle fiyonklamaktaydı.
Arapça ve Farsça’da manzum ve mensur eserler yazmakla birlikte Türk edebiyatının bütün zamanları içerisindeki en erişilmez aşk ve ıstırap mesnevîsi olan Leyla ile Mecnun‘u, yahut Kerbela’nın hüzünlü destanını nesir içre şiir boyutuna çıkaran Hadikatü’s Süedâ’sı, bütün dünya türkologlarınca kendisi kadar yegâne, kendisi kadar ustalıklı ve klâsik kabul edilir.
   Ya hazret-i Fuzulî! Aşk şehidi olduğun günden bu yana geçen yıllar boyunca seni tanımadan yaşayanlar aşkı tanımamış demektir. Senin söz erenlerinden olduğuna bugünlerde bizi anlatan şu beytin bile şahit olarak yeter:
Dost bî-pervâ, felek bî-rahm, devrân bî-sükûn
Derd çok, hem-derd yok, düşmen kavî, tâli’ zebûn
Ruhun şâd olsun!…
    Kudemânın Kırk Atlısı İskender PALA
Bu yazı Iskender Pala içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Yâ Hazret-i Âşık-ı Sâdık için 2 cevap

  1. Hatice dedi ki:

    kulağımda yansımalardan bir kaç name yanımda aşkname ve gözümün önünde bu fevkalede güzel yazılar ve o yazıları yazanın sıcacık yüreği!!
    aşka aşık olmak dileğiyle…
    ve rabbimin sizden razı olması duasıyla!!!

  2. Gülistan dedi ki:

    aynen katiliyorum müptela-i gam a…… mükemmelin ötesi bunlar Kur-an dan sonra okuyupta sarhosluguna daldigim ikinci inci taneleri.. ask ne imis Ya Rab!! ask olmayan, Allah icin yanmayan yüregi ben ne yapayim..

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s