Hâlâ Çekilen Derd ü Meşakkat

   Enderunlu Vasıf Bey’e yazdığı bir nazirede,
                      İncitme sen ahb

âbını incinmeye senden

                      Bu

âlem-i fânîde zarâfet budur işte

                      Bir gün ben o mehp

âreyi ağyâr ile gördüm

                      H

âlâ çekilen derd ü müşakkat budur işte

diyen şairin kadın oolduğunu söylesem inanır mısınız? Hem de hatırı sayılır gazeller, şarkılar, tahmisler, terkipler, mersiyeler söyleyen; tarih mısralarıyla XIX. asır İstanbulu’ndaki pek çok semti imar eden bir şair. Daha doğrusu bir şaire.

   Mevlâna müntesibi ve Galip Dede âşığıdır. Şiirlerinde bu yanını hemen sezebilirsiniz. Mevlevîlik onu mezara kadar yalnız bırakmayacak; hatta kabri Galata Mevlevîhanesi haziresine kazdırılacaktır.

   Kendisi şiirleri kadar güzel olmamakla birlikte ruhu asil ve rânâdır. Bir aralık balmumcu bir yiğide dildade olup sık sık balmumu dükkânına gider gelir ve o gençten alışveriş eder dururmuş. Bunu hisseden zariflerden biri delikanlıya bir mısra ezberletip, o hanım gelince okumasını ve vereceği cevabı unutmadan kaydetmesini tembihlemiş. Mısra şu imiş:
Şem’-i rûhuma dikkat ile bakma yanarsın
   Beklenen an gelmiş. Dükkândan içeri onun girdiğini gören delikanlı talim edilen mısraı manalı manalı okumuş. O anda Fitnat hanım, elindeki balmumlarını tezgâhın üzerine fırlatıp aynı vezin ve kafiyede cevabı yapıştırmış:
Hattın gelicek sen de beni mumla ararsın
   Şu hâle bakınız; birincisi yanağının mumuna düşüp yanmayı, ikincisi çağı geçince mumla aratmayı dillendiriyor. Eh! Mumcu dükkânında başka ne sohbeti yapılır ki zaten?!..
   Doğruluğundan şüphe ettiğimiz bu rivayetin, hemen bütün eski kadın şairler gibi onun hakkında da toplumun bir uydurmasından ibaret olduğunu sanıyoruz. Ama eğer rivayet doğru ise biz onun hazırcevap, zeki, şiirde gayet yetenekli bir kadın olduğunu kabul etmek durumundayız. Divânındaki şiirlere bakıldığında lirik bir şair olduğu, kadın ruhunun zarafetinden kaynaklanan özge hayalleri mısralarına kolaylıkla nakşettiği görülür.
   O yıllarda sekerat-ı mevte hazırlanan klâsik şiirin bu şımarık kızı, 1847 İstanbulu’nun buz kesen günlerinden birinde son yolculuğuna çıkarken başka bir meslektaş ve hemcinsi Şeref Hanım ardından şu tarih mısralarını inşat etmekle meşguldür:
Sağ olaydı derdi Mecnûn fevtinin tarihini
Adne aldı gitdi Leylâ Hanım’ı Kays-ı ecel
   O, mısraları ile nice Kays’ları Mecnun’a döndüren bir Leyla’dır ki, kadınlığın verdiği nazenin eda ile nice gazeller yanında nadide naatler, münacatlar tertip etmiştir.
İskender PalaKudemânın Kırk Atlısı
Bu yazı Iskender Pala içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s