Hazan ile hüzün

“Eylül, malum a, hüzün ve matem ayıdır” Mehmet Rauf, edebiyatımızın ilk psikolojik romanı olmak dolayısıyla büyük ün kazanan ve adını edebiyat tarihine yazdırmayı hak eden Eylül adlı romanına bundan yüz yıl evvel bu cümle ile başlamıştı.

Bu cümleye bakarak kitabın sonunu kestirebilir, konusunu kavrayabilir, özetini alabilirsiniz. Önemli iki kelime var çünki elimizde: Eylül ve hüzün… Telaffuzu bile insanı, bir lirik roman okumuş gibi etkileyecek iki kelime…

Eylül… Fersude sonbaharların giriş kapısı… İlk yaz rüzgârından alınmış bir hızla savrulan düşüncelerin, hoyrat hayallerin ve avare zamanların yorgunluğu, kırgınlığı, pejmürdeliği içinde yeniden derlenip toparlanması gereken hayatın rengi… Ve yeniden başlamanın yorgun ritmini hatırlatan yağmurlar… Bölük pörçük hatıralar, kırık dökük sevinçler… Şiir kılığında gelen acı… Eylül işte; nâm–ı diğer, hüzün…

Eylül… Her şair için ayrı bir Leyla; kurşunî gelinlikler giyinip de gelen… Dilemmaların çıldırtıcı sükunu bir yanda; ve bir yanda sislerin ve buğuların ardından sökün edip yürümüş sancıların ilhamı… Katar katar uzaklaşan kuşların kanatlarına yüklenen son arzular kadar umutsuz ve beklenesi… Eylül işte; nâm–ı diğer, pişmanlık…

Bilmiyorum, siz bu yazıyı okurken yağmur yağıyor olacak mı?.. Belki yapraklar savruluyordur şimdi bulunduğunuz şehirde; belki sular kararıyordur yavaş yavaş… Altın kızılı bir gurubun soyunmuş dalında çifte kumruları seyrediyorsunuz belki de… Bir sanatoryum bahçesinde gezinen uzun saçlı, zayıf ve genç iki kaderdaştır belki ikindiler ve yağmurlar… Belki sizin kentin huzurludur akşamları, belki de alaca düşmüş gecenin bir yüzünde siyah tırnaklarını ruhunuza geçirmeye çalışan ifritler dolaşır… Eylül işte; nâm–ı diğer melal…

Eylül… Yaşanmamış mevsimlerin en gerçeği… Uçuk benizli koşuşturmacalar, yeniden kurulan defter–kitap pazarı… Eski okul çantasına kalem yerine ancak gözyaşını koyarak okula giden minik adımlar… Yoksul mahallelerde gitgide çamurlanacak karanlık sokaklar… Camlara mıhlanıp 70 yıllık muhteşem bir sükût ile yolları seyreden kırçıl hatıralar… Ciğer paresini okula eksik kitapla gönderen annenin yüreğindeki çizik… Para etse canını da verir ama… Eylül işte; nâm–ı diğer, acının mührü…

“Melali anlamayan nesle âşina değiliz”

İnsanın bu mevsimde ya ağlayası, ya şair olası gelir ya!..

İskender Pala

Bu yazı Iskender Pala içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Hazan ile hüzün için 1 cevap

  1. asalettinyeter dedi ki:

    ASALET YILDIZLAR AZALIR GİTME!!!!!!!! BU ŞARKI YARIM KALIR GİTME!Gitmek yazgısı asılmış boynuma,Duramam olmadığın hiç bir yerde yar!Unutulmuş yaralarıma tuzdur adın,Kavgadır kalbimin gözündeki fer..Bir devrimin eskimiş yüzüyüm ben,Derinimde puslu ihtilaller..Gurbete gidiyorum,Olmadığın yerin gurbetine…GURBETE GİDEN DÖNER Mİ BELLİ DEĞİL BİLİRİMBEN BİR KARAAĞAÇ GÖLGESİ BULDUM,CEBİMDE ÜMİTLERİM…Cebimde taşıdım ümitleri yar!Heybemde ne var ne yoksa çalındı..Yollarımı kesti haramiler..Bir ciğerimi sökemediler,Vermedim, içinde nefesin var diye!Yanmış süt kokan sabahların eşiğinde bekleyen gece,Gidiyorum işte..GİTME AKLIM SENDE KALIR,UYUYAMAM GECELERİ!HİÇ AYRILMADIK SENİNLE..Gidiyorum yar!İçim köz…Sözüm söz…Gidiyorum!Unutulmuş yaralarıma tuzdur adın yar..Ne beni seven ardımdan gelsin,Ne düşmanlarım yoluma çıksın!Bana bir tek kalabalığım göz kırpsın,Arsızca.. Fütursuzca..Tek dileğim ağlama yar!Birgün gelir, bu hasret biter..Ağlama yar!..AĞLAMA YAR!BİRGÜN GELİR, BU HASRET BİTER,DÖNECEĞİM AĞLAMA..BEKLE BENİ AĞLAMA!Ağlama yar!Bu aşka yanma..Örterim de sokakları,Öyle uyurum..Yastığım olur bu kentin duvarları.Ocağım tüter mi bilmem,Gurbetin soğuk yalnızlığında..Üşürsen ben yanarım seni ısıtmaya!Tüter ocağın yangınımla.Yanmasam tüter miydi ocağın!YANMASAM OCAĞIN TÜTER Mİ?!VEFASIZ YAR\’E SÖZ GEÇER Mİ?!HER GÜNÜM YALAN OLDU ŞİMDİ!SEVDİM SENİ UMUT GİBİ…Unutulmuş yaralarıma tuzdur adın..Seni aramaktır, bulmaktır boynumun borcu!Şehir şehir dolaşırım,Kovulurum dokuzuncu köyden de uğruna,Yine de yılmam,Vaz geçmem seni aramaktan..Üstüme yıkılan her durak,Onurudur sensizliğe batmış yüreğimin.Ve yokluğun..Alır-gider neyim var neyim yoksa..ALDI, GİTTİ NEYİM VAR NEYİM YOKSA.KALANLARSA YALIN YALIN YANGINDI!BU CAN BU BEDENDEN AYRILMIYORSA,DAHA ÇOK ACIYLA YANACAK ÖMRÜM.!Yanan, gönlümün direğidir.Bir incecik sızı kalır derinimde..Ve ben bu can bu bedenden ayrılmadan daha,Yedi geceyi geçtim..Yedi güvercin vurdum..Yedi güvercin vurdum..Yedi yıldız biçtim..Yedi nehir içtim..Yedi kez titredim bakışlarının karşısında..Yedi yemin verdim..Unutmak kadar acıdır bazen yaşamak!Ve ne yeminler bozdum,Geceler büyürken sensiz!Ne yeminler..

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s