İskender Pala ile Röportaj

O, "Gülle, bülbülle ve aşkla uğraşıyorum. Bu bana Rabbim’in bir lütfu.Tekrar dünyaya gelsem yine İskender Pala olmak isterim" diyecek kadar, mutlu ve hayatla barışık birisi. İskender Hoca’yla bu sayfaya sığmayacak kadar çok şey konuştum. İçlerinden 30 soruyu ve 30 şiir gibi cevabı ayırdım. O bir Divan-ı aşk icra etti ben de yazdım. Her soruda aşk var, her cevapta daha fazlası…

Aşk nedir, neye aşk denir?

Aşk bir sarmaşıktır ve en iyi bir tanımı da budur. Aşk kelimesinin kökeni de oradan gelir. Sarmaşık bir ağacı dıştan sarar, yemyeşil gösterir ama içten içe kurutur. Nice çınarlar, nice selvi boylular aşkın sarmasıyla içten sararmış kurumuştur, dışı yeşil görünür hâlâ.

Kaç çeşit aşk vardır?

Ne kadar güzel varsa, o kadar aşk vardır. Kitaplar aşkı, ilahi, mecazi ve beşeri olarak tasnif ederler. Üçü de aynı yerden çıkar aynı yere varır. Adı ne olursa olsun aşk, beşerin ve dünyanın yaratılışının sebebidir. Dünya aşk ile yaratılmıştır ve aşk üzerine döner. Aşk bir disk gibidir, döndükçe enerji üretir.

Zekayı da aşk kışkırtıyor galiba. Nice buluşlar, erkeğin kendini bir kadına farkettirmesi uğruna yapıldı…

Aşk insana normalin üstünde, aleladenin üstünde fevkalade şeyler yaptırır. Aşk ayrıcalıklı bir haldir.

Aşk nasıl bulunur?

Birdenbire bulunur. Galip Dede, "Birdenbire bul aşkı, bu tufte (armağan) bulanındır" der. Aşk, bir bakıştan ibarettir ve anında bulunur. Çünkü, o kalbin görüşüdür.

Aşk için çıkılan yol her zaman çok uzak mıdır?

Şöyle anlatayım… Bursalı Beliğ’in bir beyti var: Sakın sen kûy-i cananı, uzakdur sanma ey Mecnun.

Seher yola giren âşık, gece Leyla’da akşamlar (Sen sakın ola ki sevgilinin mahallesini uzaktır diye zannetme ey Mecnun. Daha seherde âşık olduğunda gece Leyla’da akşamlarsın. Baktığın, gördüğün, dokunduğun Leyla olur) Şimdi bu beyti başka türlü okuyalım.

Sakın! Sen küy-i cananı, uzak dur!

Sanma ey mecnun seher yola giren âşık, gece Leyla’da akşamlar. Böyle yazılınca, "Aşkı kolay mı zannediyorsun. Bu seher âşık olunca gece Leyla’da akşamlayacağını mı sanıyorsun" anlamı çıkar. Birincisi beşeri aşktır, ikinci ilahi aşktır.

Bir de büyü var. Aşk’ın büyüsü nasıl görünür?

Aşktaki büyü, kendiniz olamamaktadır. Kendiniz gibi davranmadığınız zaman aşk sizi büyülemiş demektir. Sevgi büyü değildir. Sevgi, duygularımıza hakim olabildiğimiz noktaya kadar, olan şeydir. Büyüleyen kısım aşka varınca geliyor. Mecnunluktur, çılgınlıktır o nokta. Sen sen olmaktan çıkarsan, aşk başladı demektir.

Aşk bedeni nasıl kuşatır?

Bu, kalp ile zihnin örtüşmesidir. Kalbin, akla hakim olup oradan gözünüzü, kulağınızı, ihtiyatınızı kapladığı an aşk bütün genleri ve hücreleri kuşatmış demektir.

Bu noktada mı aşk’ın gözü körleşir?

Kördür evet. Siz bakarsınız ama gördüğünüz görmek istediğinizdir. Kalbin görmek istediğini görmeye başlarsınız. Çünkü aşk bir bakıştır ve güzelliği sadece siz görürsünüz. Leyla kara kuru bir kızdı ama Mecnun’un gözüyle bambaşkaydı.

Hasret aşk’ı ne kadar büyütür?

Sevgiliden ne kadar ayrı kalırsanız aşkınız o kadar büyük. Bugün tanışır, yarın kolkola gezerseniz aşk o kadar olacaktır. Üç ay ayrı kalırsanız büyür, askere gidersiniz çoğalır.

Gayret aşk’ın kardeşi olabilir mi?

Aşk, iki yönü olan bir gayrettir aslında. Sevgili için ve sevgi için gayret duymaktır. Sevgi için gayret, başkalarına sevgiliyi göstermemektir. Sevgili için ise, başkalarından sevgiliyi kıskanmaktır. Ve sevgili için bu gayret şefkatin ta kendisidir.

Allah’ın kullarına aşkında da aynı şey yok mu?

Allah-ü Teala’nın rahim ve rahman sıfatları da kuluna karşı şefkatidir.

Aşk bir hastalık mıdır ve birgün geçer mi?

Evet, bir hastalıktır ama bu reddedilecek bir hastalık değildir. Bu hastalığı ömründe bir kez geçirmeli insan… Gerçek aşk ise yarası kapanmıyor. Bugünkü ucuz ilişkiler değil tabiî. Aşkın yarası yanık yarası, kılıç yarası gibidir. Mutlaka kalpte izi kalır.

Niye, hep bu zamane aşkları küçümsenir?

Küçümsemiyorum, gerçek aşıkları bulduğumda da baştacı ediyorum. "Ben her bahar âşık olurum"u kabul etmiyorum. Her bahar ona âşık olduğum yerde onu beklerim, ona âşık olduğum anı her bahar yeniden çoğaltarak yaşarım diyorsa, o zaman tamam. Ama, her bahar planlanmış başka bir ilişkiyi aşktan saymam.

İnsan aşk’ın gerçeğini nasıl görür? İnsanın gerçeği kendini aşk’a nasıl gösterir?

Bunun için bir hilalin dolunaya dönüşünü düşünün. Önce hilal, sanki gözümüzün önünde bir kıvılcım gibi. Sonra sevgili yokken bir onu içimizde büyütürüz. Kimlik biçeriz, kişilik biçeriz. O şöyle yürür, şöyle konuşur, kahveyi şöyle içer deriz. Hilal gittikçe büyür, yarım ay olur sonra büyür dolunay olur. O anda, farzedelim ki evleniriz sevdiğimizle. Yani, aşk gerçeğiyle örtüşür. Sonra sorular başlar. Kadın, "sen benim sevdiğim adam değilmişsin", erkek de "sen benim sevdiğim kadın değilmişsin" demeye başlar. Çünkü aşk bir kişiliktir ve karşı taraftakini ilgilendirmez. Atilla İlhan bu yüzden, "ne kadınlar sevdim zaten yoktular" der. Biz kadınlar severiz, düşünürüz, onları konuştururuz, giydiririz..

Maşuk uğruna ölmek, aşkı ispatlar mı?

Aşkın ispatı için can vermek en kolay yoldur. Dirilip tekrar can verebilecek, yani aşkı için hergün ölmeyi göze alabilecek olan ise gerçek âşıktır.

Aşk’a âşık olan da âşık mıdır?

Evet, Fuzuli mesela. O, aşkın bizatihi kendisine âşıktır. Âşıklık tekil olunca zihinde büyütülen sevgilinin illa ki mücessem, ete kemiğe bürünmüş bir varlık olması şart değildir. O zaman aşkın kendisi gelip sevgili olur. O varlık cemal-i mutlak olarak kainatı kuşatır.

Peki, aşk bir teslimiyet midir?

Evet, teslimiyettir ve hiçbir şekilde soru sormamaktır.

Vahiy aşkı nasıl anlatır?

Kur’an-ı Kerim’de aşk kelimesi geçmiyor. Muhabbet, Habibullah geçiyor. Aşk, muhabbeti kucaklayan ve onun çoğaltılmasını sağlayan bir şey olarak karşımıza çıkıyor. Hiçbir kutsal kitapta, hadiste yasaklanmış değil. Çünkü, dünya onun üzerinde dönüyor. Allah kendisini bilmemiz için, bize aşkı veriyor.

O zaman… Aşk’ı kalbimize Allah mı ilham eder?

Tabiî bu bir ilhamdır. Mutlak güzellik de o olduğuna göre neye âşık olursak olalım onun da çıkış noktası ve yükseliş derecesi Allah’tadır. Onun güzelliğinden bir nebzeyiz. Güneşe göre zerre, denize göre damla gibi.

Aşk tazelenir mi?

Sevgili her daim, aşıkını sınar. Bazen bir söz, bazen bir hareket bazen de bir "seni seviyorum" ile aşk tazelenir. Güzel söz, sadece güzel söz.

Ne zaman, aşk nefrete dönüşür?

Nefret aşkın bir parçasıdır. Çünkü, aşk acıyla son bulur her zaman. Aşkın gıdası acıdır. Çok evlilik öncesinde mutluluk tüketildiği için, evlilikte sonra sadece acı kalır. En nihai acı ayrılıktır ve o da bazen nefrete dönüşür. Nefret, bütün değerlerin alt üst olduğunu ve aldatıldığınızı hissettirir.

Ve, o vakit aşk intikamla mı tanışır?

Eğer gerçekten aşk varsa asla intikam yoktur. Çünkü aşk, uğrunda ölseniz bile intikam almamaktadır. Nef’i "Zapt-ı ah eylemedir âşıka evvel çare. Ben ise âhsız aram edemem. Âh medet" der. Sevgilinin yaptıklarından dolayı beddua edemezsiniz, onun hakkında kötü bir şey düşünemezsiniz bile.

Gelelim dünyevi aşk’a. Oradan da uhrevi aşk’a…

Bazı mutasavvıflar "dünyevi aşk ilahi aşkın giriş kapısıdır" derler. Yani, önce Leyla sonra Mevla biçiminde.. Hep tartışılmıştır bu. Hep de tartışılacak. Emri’nin şöyle bir beyiti vardır:

Sufi mecaz anladı yâre muhabbetim Âlemde kimse bilmedi gitdi hakikatim (Sofu benim sevgiliye olan aşkımı ilahi aşk zannetti. Oysa gerçeğimi kimse bilmedi) Yani, şair komşu kızına aşık. İkisi de ah ettiriyorsa Leyla’dan Mevla”ya geçmek de mümkündür.

İlahi aşk avdet ettiğinde, dünyevi aşk pılıyı pırtıyı toplar gider mi?

Hayır. Hayır, hayır, hayır. Beşerdeki aşkın bizi götüreceği yer İlahi aşk ise, İlahi aşkın galebe çalması ile beşere haksızlık edilmiş olmaz. Sevdiğiniz insandan sıçrayıp yükseldiğinde dönüp ona bir daha bakmıyorsanız, İlahi aşk zaten olmayacaktır.

Ama bazen aşk tacı tahtı da terkettiryor…

Evet, İbrahim Ethem gibi. Çünkü, dünya sultanı olmak, dünyalıktır. Gönül sultanı olmak uhralıktır. Aşk sınıf farkını da yok eder. Türk filmleri boşuna değildir.

Aşk’ın, aşkın noktasında yana yana, döne döne yok olmak mı var?

Pervane ile mumun hikayesi. Aşkı anlatan en güzel örnek budur. Pervane ışığın etrafında dönen gece kelebeğidir. Işığa âşıktır o kelebek. Bu öyle bir aşk ki sevgilisinin etrafından hiç ayrılamaz, gittikçe çapı daraltarak döner. Döndükçe çember daralır, daraldıkça şevki artar. Hızlanır ve kucaklamak ister. Artık o cezbeden kurtulamaz. Bülbülün gül karşısında şeydalanması gibi. Öyle bir an gelir ki, o pervane sevgilisini kucaklamak ister ve kendisini bütün hızıyla alevin koynuna atar ve yanar.

Ondan sonra da mumun aşk’ı tezahür ediyor, değil mi?

Mum, içindeki can ipliğini yakmaya başlıyor. Gözlerinden yaşlar akıyor ve vücudu eriyor. O eridikçe gözlerinden akan yaşlar ayaklarının altında denizler oluşturur. Veee bir müddet sonra, can ipliği yanmaktan, vücudu erimekten bitap halde, kendi gözyaşlarında boğulur. Aşk, ikisini de mahvediyor. Ötesi var mı artık…

Aşkı hayatın bir yerinde bulmak insanın kaderi midir?

Biz aşkı arayan gözle bakarsak aşkı buluruz. Aşk bizi bulmuşa işte o kaderdir.

Peki, bir kitabı var mıdır aşk’ın?

Pekçok kitabı yazıldı. Mesela, Divan şairleri hep aşkın kitabını yazdılar. Ama hiç kimse bir formül getiremedi. Bu bakımdan aşkın kitabı yalan. Herkese göre bir aşk kitabı var. Benim aşkımın da senin aşkının da kitabı yazılamadı daha.

Aşk’ın iksirini imal etmek mümkün olsaydı, hekimler onun içine önce neyi katarlardı?

Herhalde nur’dan yapılırdı. Ama onu döveceğimiz havana üç tutam acı, üç tutam muhabbet ve daha neler neler, katardık kimbilir.

Röportaj-Mustafa Karaalioğlu

Yeni Şafak Gazetesinden alıntıdır.

Bu yazı Genel içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

İskender Pala ile Röportaj için 2 cevap

  1. melek dedi ki:

    s.ahocam sizinle bir röportaj yapmak istiyorum fakat sizden biisteğim olacak liselere konferans veriyormusunuz veriyorsanız davetimize cevap vermeniz bizim için çok büyük bbir fırsat olacak o güzel hitap ve bilgilerizden istifade etmek istiyoruz…selametle…

  2. songül dedi ki:

    geçenlerde bir kitabınızı bitirdim L&M mesnevisiyle bütünleşmiş bir öykü babilde ölüm stanbulda aşk bende aşka aşık olanlardanım dilerim sizinle tanışma fırsatım olur sizi harrana üniversitesine de bekleriz konfrans için\’\’gönlünüzün gökyüzündeki sevgi turnalarının kanat sesleri daim olsun\’\’

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s